Yeldeğirmeni: Asırlık apartmanların gölgesinde

10 bin adımda Yeldeğirmeni

Yeldeğirmeni’nin tarihçesine baktığımızda yazar Müfid Ekdal’ın mahallenin adını alışını şöyle anlattığını görüyoruz: “Bu yöreye ‘Yeldeğirmeni’ denmesine neden olan büyük bir değirmen harabesinin 1908’lerde hâlâ mevcut olduğunu babamdan duymuştum. Osmanlı Sarayı’na un temin eden dört değirmenin mevcudiyetinden ötürü ‘Yeldeğirmeni’ denmiştir.” (“Bizans Metropolünde İlk Türk Köyü: Kadıköy”)  

Yeldeğirmeni 1800’lerin ikinci yarısında yerleşimin hızlandığı, 1872’de Kuzguncuk Dağhamamı’ndaki yangından sonra buradaki Yahudilerin gelişiyle apartmanlaşmanın başladığı bir mahalle.

Fiyatlar 3 katına çıktı
Yeldeğirmeni günümüzdeyse, emlak sitelerinin analizlerine göre son on yılda kira ve ev fiyatlarının üç katına çıktığı, görkemli apartmanlarının gölgesinde kafelerin, sanat galerilerinin, sokak sanatının günden güne arttığı, buna bağlı olarak her geçen gün daha da kalabalıklaşan bir mahalle oldu. Ancak başka semtlerde gördüğümüz hafta içi-hafta sonu kalabalık farkını o kadar derinlemesine göremiyoruz burada. Çünkü İstanbul’un her daim en kalabalık bölgelerinden biri olan Kadıköy Rıhtımı’na komşu bir yerden bahsediyoruz. Kahvaltı için mekân bakarken bu fark var ama. Bölgenin en popüleri Küff (Karakolhane Cad. No: 54), Biz tercihimizi Bit’ro’nun bahçesinden yana kullanalım. Hem caddenin kalabalığından uzakta, güzel bir kahvaltı iyi gelebilir. İki kişilik doyurucu kahvaltı, 40 TL.

Esnaflık ölmemiş
Tarihçeye baktık, kalabalık hakkında fikir sahibiyiz, kahvaltıyı da yaptık. Şimdi binaların 2012’den beri Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği Mural İstanbul Festivali sayesinde “resimlendirilmiş” cephelerine baka baka Yeldeğirmeni’ni gezebiliriz artık.

Dışarıdan bakınca alelade bir hediyelik eşya dükkânını andıran Artemis, içeriye girip bakarsanız sizi bir anda Çukurcuma’ya ışınlayacak. “Dünya halklarının el sanatlarını keşfedin” mottolu dükkân, çeşitli ülkelerden getirilen eşyalar ve mobilyalarla dolu. İrfan Yalın ile beraber 20 yıldır dükkânı işleten Lale Erdoğru, “İstanbul böyle işte, sürprizleri içeride” diyor. Masif mobilyalar fiyatıyla tadınızı biraz kaçırsa da eşyalar arasında kaybolmak size iyi gelecek (Yoğurtçu Şükrü Sk. No: 34/A).

Burası da kafe, galeri, restoran arası tesisatçı ve nalburlara rastlayabileceğiniz bir mahalle. Esnaflık ölmemiş durumda yani. Kimi berberler zamana yenilmiş: Demirleri siyaha boyanmış, içerisi brüt beton bırakılmış dükkân haline gelmiş. Ama kıraathaneler aynı duruyor. Köy dernekleri, dernek lokalleri yerini koruyor.

Görkemli apartmanlardan bir demet sunarak ilerleyelim. İtalyan Apartmanı olarak bilinen, bu civarların en güzellerinden, 1908 tarihli Valpreda. Hemen çaprazında Ester Apartmanı, Ali B. Apartmanı, Kehribardjı Apartmanı, Celal Muhtar Apartmanı ve Ankara Apartmanı. Tarihi Kemal Atatürk Lisesi’nin hemen yanında restore edilmiş kilise Eglise Notre Dame du Rosaire, yeni adıyla Yeldeğirmeni Sanat, çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. (İskele Sokak, No: 43/1).

Mahallede tarihi bir nokta daha var. Marmaray’ın hayata geçişiyle gündelik kullanımda sıkça duyduğumuz Ayrılık Çeşme, İstanbul’da 20-30 yılda bir yenilenen sokakları düşününce, çok önemli bir yer. Bu durakla aynı adı taşıyan sokağa adım attığınız anda o cumbalı, az katlı, eski evleri göreceksiniz. Nasıl korunduğuna şaşıracaksınız. Yürümekten yorulduysanız bir kahve molası. Kamarad, güzel kahvesiyle buyur ediyor. SalıÇarşamba kahve kavurma atölyesi oluyor. Pazartesi kapalı. (Uzunhafız Sokak, No: 107/A).

Şu anda İstanbul’un en güzel sokak lezzetlerinden biriyle aynı sokaktayız. Asker Abinin Yeri, el arabasıyla geceleri görünen, geç saatte yolu buralara düşen herkesin uğradığı bir lezzet durağıydı. Artık işler büyüdü dükkân açıldı. Tereyağı, zeytin ezmesi, acı ezme, Amerikan salatası, beyaz peynir, eski kaşar, salam, sucuk, pastırma, kavurma, yumurta, domates, salatalık, turşudan mükellef marka sandviçi 13 TL. (İzzettin Sokak, No: 1).

Balık yemek isterseniz onun alternatifi de var. Balıkçı Lokantası. Balığın tazeliği de lezzeti de uzmanlarınca onaylı. Uzmanlar=Gurmeler. Lokantada alkol yok, balığı pişirtip paket yaptırarak evinize götürmeniz de mümkün (Teyyareci Sami Sokak, 20/B).

Bütün gün gezdiniz yoruldunuz. Dinlenmek, yorgunluk atmak istiyorsanız Aziziye Hamamı’nda bayılıp günü bitirebilirsiniz. Gece 11’e kadar açık (Recaizade Sokak, 17/19).

‘Ben satmak isterim ama siz yemeyin’

Tatlıyı The Crazy Company’de yiyoruz. Türkiye’nin ilk milkshake dükkânı olma iddiasını taşıyor. Londra doğumlu Birkan Akın, burayı bir yıl önce açmış. İçeride 80 çeşit abur cubur var, Bunlardan istediğinizi seçip 15-40 TL arasında fiyatı değişen büyüklükte milkshake yaptırıyorsunuz. Gençlerin akınına uğrayan dükkânda en çok “Satıcı olarak satmak isterim ama o kadar şeker yemenizi de istemiyorum” cümlesini duyuyorum. Gençler, güç gösterisi yapmak için buraya geliyor. Sizin de böyle bir iddianız varsa 2 Temmuz’da organizasyon olacakmış. Buyurun gidin (İzzettin Sokak, No: 105/A).

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s